tarih: 31.01.2017 15:43 hit: 281

Bir Yanlışı Diğer Bir Yanlışla Aldatmak - Mehmet Mamaş

AKP Hükümeti’nin “Başkanlık Sistemi”nin önünü açacak anayasal değişikliği MHP’nin de refakatiyle Meclis’ten geçirmesi ile önümüzdeki günlerde referanduma sunacağı bu konu politik dünyamızın gündemine girmiş bulunuyor. ‘Evet’ mi ‘hayır’ mı seçeneğinin sandıklarda oylanacağı bekleniyor.

‘Evet cephesinin’  sabit talepli homojen bir taraf olması, ‘hayır cephesinin’ ise son derece değişken ve hatta bu değişkenin içinde birbirine zıt kesimlerin olması bu heterojen tablonun üzerinde düşünülmesi gereken karmaşası belki de…

Diğer bir konu, ‘Olağanüstü Hal’ şartlarında bu denklemin kurulmuş olmasıdır.

Sonuçta AKP’nin merkezinde olduğu MHP refakatli ‘Evetçilik’, CHP’nin merkezinde olduğu ‘hayırcılık’ tartışmaları, kampanyaları ve saflaşmaları yoğun biçimde yaşanmaya başladı.

‘Evet’ diyen taraf; ‘Ortadoğu’da cereyan eden kritik gelişmeler (siz bunu TC’yi çevreleyen Kürdistan gerçeği olarak okuyun), 15 Temmuz darbesi sonrası devletin kendi içinde yaşadığı hesaplaşma ve yaşadığı iktisadi krizin yansımaları vb tüm sorunlardan ‘devlet aygıtını’ daha hızlı çalıştırmak gerektiği gibi gerekçelere sığınarak devlet idaresinin  “Başkanlık sistemi” dışında ayakta kalma şansının olmadığını ileri sürmektedir. Bunu ve tüm bu tabloyu devletin ‘beka sorunu’ olarak afişe etmektedir. MHP’nin desteklemiş olması bu partinin de yaşanmakta olan dönemi ‘beka sorunu’ olarak gördüğü anlamına gelmektedir.

‘Hayır’ın ana gövdesini oluşturan CHP’nin ve etkisi altındaki modernist kesimler ise; “Başkanlık Sistemi” nin yasama-yürütme-yargı arasındaki kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırıldığını, parlamentonun tasfiye edildiğini, bütün gücün tekelleştirilerek ‘tek adam diktatörlüğünün’ kurulmak istendiğini, mevcut uygulamalar göz önüne alınarak ‘İslamcı bir rejimin’ kurularak laikliğin tasfiyesi üzerinden şeriat kurdurulacağı vb bir dizi karşı-argüman ve kaygılar ileri sürerek buna ‘hayır’ diyeceklerini ifade etmektedir. Elbette modern yaşam tarzının muhasara altına alınarak imha edilmek istendiğini düşünen ama referansını bu adresten almayan seküler başka kesimler de mevcut.

Bu denklemi, iktidardan düşme korkusu ile rejimden düşme korkusunun hem bileşkesi hem de çözeltisi olarak ifade etmek mümkün. İki tarafın da bir ‘beka sorunu’ olduğu kesin ama herkesin ‘beka’  mazeretleri kendine münhasır. Bir tarafta iktidarı kaybetme paniği, diğer tarafta rejimi kaybetme paniği. İkisini birleştirdiğinizde sanırım ‘panikatak’ durumu meydana gelir.

Her iki taraf da kriz halinde olduğuna göre bunun yapısal bir kriz olduğunu ifade etmek yanlış olmayacaktır.

Bu yapısal krizin bir kaynağı var ve o da Kürdistan’la çevrelenmiş olmasıdır.

Bu denklemde CHP ve etki alanındaki kitlenin ‘hayır’ için tek başına oylarının yetmeyeceği bariz olarak ortadadır. Dolayısıyla Kürtlerin de ‘hayır’ demeleriyle sonucun lehte değişeceği hesapları yapılmaktadır. Bu bir ihtimal, kesin bir sonuç tahmini yapmak son derece güç. Üstelik ‘OHAL’ şartlarında…

Kürtlerin de bir ‘beka sorunu’ var elbette, ama kendine ait. Yüzyıldır yok edilmeye çalışılan bir ulusal gerçeğimiz var ve bunca zamanın kıyım tezgâhlarından geçirilerek yara bere içinde halen varlık yokluk tehditi altında sömürgeci düzenin cenderesinde çırpılmaktadır. Pek tabiî ki Kürdistanlıların içinde seküler yaşam tarzına sahip belli bir kesimin kendi oylarıyla CHP tabanının oylarının birleşmesi durumunda ‘Hayır’ın başarılı olacağına inanan insanlarımız var. Aynı şekilde sömürgeci düzenin etkisinde olan “muhafazakâr” belli bir kitlenin ‘Evet’ demesi gibi bir handikabımız da var. Bu kesimin gerekçeleri yukarıdaki sabit talep ve homojen tavırdaki ile aynı.

Biz Kürtlerin ‘hayır’ diyelim diyen arkadaşlarımız yüzde yüz kazanma kesinliğinden hareket etmekte olup kendi özgün talepleri ile ‘hayır’ denilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu talepler ise henüz formüle edilmemiştir. Ama muhakkak kazanma olasılığı bir kesin sonuç olarak hesaplanıyor.

Gerçekten böyle kesin bir sonuç garantisi elimizde var mı? Bir defa bu bir olasılıktır ki bana göre mevcut şartlar dikkate alındığında pek de avantajlı bir olasılık olarak görünmemektedir. Başarısız olması durumunda AKP iktidarının “vatandaş sandığa gitti ve tercihini ortaya koydu, herkesler saygı göstermelidir” demesini de bir hesaplayalım mesela…

İşin gerçeği önümüze bir kumar konularak zar’ı atmamız istenmektedir.

Bu denklem tehlikeli bir denklemdir. Ayrıca bizim kurucuları arasında olmadığımız bir denklemdir. Öneri sahibi bile değiliz.

Kürdistanlılar kendileri dışında ‘hayır’ diyecek ‘laikçi’ (laik olmadıkları için ‘laikçi’) kesimi yan dairedeki komşumuz olarak mı görmekteyiz? Bunlar da yüzyıllık katliamcılarımız, unuttuk mu? Yeni katliamcılarımıza karşı eski katliamcımızı “müttefik” görebilir miyiz? Ve biz Kürdistanlılar için hiçbir dönem “kuvvetler ayrılığı ilkesi” diye bir lüksümüz oldu mu gerçekten. Hangi dönem bizi katletmek, ülkemizi yakıp yıkmak için bu kuvvetlerden biri ‘yapamazsınız’ demiş ki: Yasama mı, yürütme mi, yargı mı? Hangisi “kuvvetler ayrılığı ilkesine” göre şunu bunu yapamazsınız demiş ki? Parlamentonun tasfiyesi mi? İstedikleri an bizi orada tasfiye etmediler mi? 1990’larda vekillerimizi oradan alıp palas pandıras zindanlara atmadılar mı sevgili arkadaşlar? Şimdi de aynını yapmadılar mı?

Peki, şimdi ‘hayır’ kutbunun temsilcisi olan ‘laikçiler’in  AKP’nin her politikasına payanda olacak sahte muhalefet icra etmek dışında bir politikası olmadığına göre, en son Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması için, bunun doğrudan Kürt vekillerinin tutuklanması ile eşdeğer olduğunu bildiğinden “anayasaya aykırıdır ama evet diyeceğiz” diyenlerin nesine itibar edeceğiz. “Sıra CHP vekillerine gelecek” feveranlarına inanalım mı ya da “nöbet arkadaşı olmadık ki hiç” mi diyelim. Gezi Hareketini soğuran da bunlar değil miydi?

AKP iktidara geldiğinden 7 Haziran seçimlerine kadar “çözüm süreci” diyerek AKP’nin yükselişine cevaz veren politikaların, 2010 refrandumunda “yetmez ama evet” diyerek bugünkü sistemin yasal kapısını açanların bugün hayırcı olması, geçen dönemin evetçisi olduğu gerçeğini değiştirebilir mi? O dönem, “çözüm süreci” bir aldatmacadır, AKP devlet içindeki iktidarını derinleştirmek için Kürt halkını aldatmaktadır, bunların ideolojik yapısı buna aykırıdır dediğimiz zaman, bizi, “siz Ergenekoncuların Kemalistlerin güçlenmesini mi istiyorsunuz, akan kan durmasın mı” diye azarlamaktaydınız.  Şimdi geldiğimiz yeri hep beraber görerek yaşıyoruz ve bizim haklı çıkmamız, sizin yanılmış olmanız da pek önemli değil artık.

Ancak bütün bunlar bize şunu anlatmaya yeterlidir: Bu denklem bize, biz Kürdistanlılara ait değildir. Reddedebiliriz! Boykot edebiliriz ve bununla ne eskisi ne yenisi bize ait olamaz diye ilan edebiliriz. Bu seçenek bize aittir ve dünün evetçileri, bugünün hayırcıları olan arkadaşlarımızın “boykot evettir” hakaretlerine rağmen bu da bizim ‘beka sorunumuz’la ilgili diyebiliriz. Buradan anti-sömürgeci dalgayı yükselterek milli şuurun güçlenmesine yardımcı olabiliriz. ‘Hayır’ diyelim diyen arkadaşlarımız nasıl ki bunun yüzde yüz başarısına konsantre olmuşlarsa, “boykotun da şansı yok” tezine inandırmışlar kendilerini. İstesek neden başarısız olsun ki!

Kendi denklemimizi kurabiliriz.

Sömürgecilik zaten süreklileştirilmiş diktatörlük rejimidir ve yüz yıldır bunu yaşıyoruz diyerek milli demokratik haklarımızı ilan edebiliriz.

Elbette ‘hayır’ diyecek Kürdistanlıların yurtseverlik duygularından eminim ve onlara neden ‘hayır’ diyorsunuz diye işgüzarlıkla hareket edemeyiz. Ama diyecek olanlara neden ‘evet’ diyorsunuz demek de yurtseverce bir tavırdır, amenna!

Ama lütfen “boykot evettir” matamatikçiliğini bırakalım.

Reddetmek de bir duruştur!

Bir yanlışı diğer bir yanlışla aldatmak tiyatrosunda yokuz diyoruz.

Saygıyla…

Ekleyen

Mehmet Mamaş
Mehmet Mamaş

Detay

Son Yazılar

Kurdistan Aydın İnisiyatifi: Bağımsız Kurdistan Meşru Haktır
Slider

Kurdistan Aydın İnisiyatifi..

22.09.2017 21:23    Rewşenbir

Kurdistan Aydın İnisiyatifi: Bağımsız Kurdistan Meşru Haktır Kürd halkı tarihin karanlık dehlizlerinde bir ulus olarak her tür acıyı yaşamış, toprakları işgal ve talana maruz kalmış, sosyolojik, demografik ve kültürel dokusu tahrip edilmiştir. Kürd Mlletinin Bağımsızlık Referandumu hakkı, binbir e..

Devamı
      71
BENIM  HIC   DINIM  OLMADI
Kurdistan

BENIM HIC DINIM OLMADI

15.09.2017 04:06    İzzet Eker

BENIM HIC DINIM OLMADI Benim Hic Inanacağım Bir Tanrim Olmadi. Dinsizim. Asla bir puta tapmadim. Cenneti garantilemek için başka toplumlara mensup halklarin kanini akitmadim. Kurana el basip yalan söylemedim. Sol elimi kaldirip sağ elimi Incilin üstüne de koymadim. Günahlarimdan arinmam icin kizgin a..

Devamı
      0
Bağımsızlık Herkesi Büyütecektir –Dursun Ali Küçük
Kurdistan

Bağımsızlık Herkesi Büyütec..

14.09.2017 14:28    Dursun Ali Küçük

*Korkmayın, büyüyeceksiniz... Hem çok yaş hem manevi, maddi, kültürel ve kendiniz olmak vb için büyüyeceksiniz. Hatta bağımsızlığa karşı olanlar da büyüyecektir. Evet, siz küçük kalmak isterken, sizin bahane ve sözde eleştireler adı altında karşı &c..

Devamı
      80